Afiyetle Logo

Yemek Tarifleri, Pratik ve Kolay Tarifler

Neden bu kadar çok tüp bebek merkezi açıldı sanıyorsunuz?

Neden bu kadar çok tüp bebek merkezi açıldı sanıyorsunuz?
  1. İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Onkoloji Enstitüsü Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar'ın, Vatan gazetesinden Mine Şenocaklı'ya verdiği röportaj: İkinci Bölüm:

    Türkiye’de çok ciddi bir tarım ilacı sorunu var. Yoksa ben Türkiye’deki tarım ilaçlarının analiz sonuçlarını bilmiyorum. Bakanlık sağolsun bugüne kadar hiçbir açıklama yapmadı, yapmıyor."

    Limona, portakala, domatese verilen olgunlaştırmayı durdurucu hormon yüzünden! Çiftçi diyor ki, “On dönüm limon bahçem var. Ama hepsinin aynı anda olgunlaşmasını istemiyorum. Bazı ilaçlar var, bunları atıyorum, ürünün olgunlaşmasını durdurabiliyorum.” Dolayısıyla çiftçi dönüm dönüm toplayabiliyor ürünü. İyi de, bir şeyin olgunlaşmasını ilaçla durdurduğunuz zaman bunun içinde illa ki bir kalıntı kalır. O kalıntı insanda da olgunlaşmayı durdurucu etki yapar. Ne olur? Spermler olgunlaşamaz, yumurta olgunlaşamaz. Dolayısıyla bir üreme sorunu, kısırlık ortaya çıkar. Yani biz hastalıkları kendi ellerimizle yaratıyoruz!

    - Hocam, dünkü bölümde “Bu yoğurtlar artık neden ekşimiyor diye araştırmaya başladıktan sonra, tarım ilaçlarıyla ilgili bir inceleme yapmak gerektiği ortaya çıktı” demiştiniz. Peki ne buldunuz?

    Bir kere bu konuyu doğrudan inceleyemiyorsunuz. Türkiye’de iki şeyi çok doğrudan inceleyemezsiniz zaten; tarım ilaçlarının analizini yapmak çok zordur. Kalıntı analizini yapmak ise ihtisas laboratuvarı gerektirir. Ağır metal analizi yapabilirsiniz, onun metodu daha kolaydır. Ama tarım ilacı dediğiniz zaman ihtisas analizi gerekiyor. O analizi yapabilen laboratuvarlar da bunu bir ücret karşılığı yapıyor. Ne kadar örnek götürürseniz o kadar büyük maliyetler çıkıyor. Onun üzerine ben de, “Acaba Türkiye’de yapılmış doku kalıntı çalışması var mı?” diye baktım. Zaten mesele de oradan çıktı. Bir pazar günü Google’a üç anahtar kelime girdim, “Doku, pestisist ve Türkiye” diye... Bu üçünün karşılığında Türkiye’den yapılmış en az 15 araştırma çıktı. Bu araştırmalar Türkiye’de değişik illerde yapılmış. Bunların içinde Maraş da var, Manisa da var, Ankara da var. Mesela anne sütleri üzerinde araştırma yapılmış. “Tarım ilacı kalıntısı var mı?” diye... Ayrıca ameliyatlar sırasında insanlardan yağ dokusunu alıp, tarım ilacı kalıntısı var mı diye analiz etmişler.

    - Yani anne sütünde ve insanın yağ dokusunda tarım ilacı kalıntısı olup olmadığına bakmışlar?

    Evet... 1985’den itibaren her iki yılda kapsamlı bir araştırma yapılmış böyle. Bu araştırmaların büyük bir kısmı başlangıçta DDT ile ilgili. Sonra DDT yasaklandı. Ama kullanım devam etmiş, bu aşikâr...

    - DDT, bildiğimiz böcek ilacı değil mi?

    Evet. Zamanında bunlar sıtma kontrolünde kullanılan ilaçlar.

    - Araştırmaların sonucunda ne çıkmış?

    Hepsinde bir pozitiflik var. Yani, tarım ilacı kalıntısı var. Belli ki biz bu ürünleri yemişiz ve dokuda kalmışlar.

    - Ne miktarda yersek dokuda kalıyorlar?

    Ne miktarda yendiğinden ziyade, sürekli yiyor olmak önemli. Bu tarım ilaçlarının çoğu yağda çözünür ilaçlardır. Bu yüzden yağ dokusunda kalırlar. Yağ dokusunda kaldığı zaman da birikicidir. Uzun süre vücutta kalır, atılmaz, yıkılmaz ve birikmeye başlar bu kalıntılar. Birikmenin de olmasının ana gerekçesi, bu tarım ilaçlı gıdaların sürekli olarak yenilmesi. Arkasından Karadeniz’deki ırmak açılışlarındaki ekosistem incelendiğinde de sonuç aynı çıkmış. Orada yaşayan tüm canlıların dokularında, insanlar da dahil, tarım ilaçlarının kalıntılarına rastlanmış. Ben bunun üzerine, “Türkiye’den tarım analizleri: Zehirleniyoruz” diye bir yazı yazdım. O sabah Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Müsteşarı Vedat Mir Mahmutoğulları aradı. “Efendim, biz tarım ilacı kullanımına çok dikkat ediyoruz. Şimdi pulverizasyonla ilaçlama yapıyoruz” dedi.

    - Pulverizasyon nedir?

    Yani yukarıdan uçaktan ilacı tarlaya atmaktan değil, tarlanın içinden, en yakından ilacı atmaktan bahsediyordu. Bunlar olumlu şeyler ama denetim yeterli değil. Dedim ki, “Sayın Müsteşarım, lütfen siz bize analizlerde neye baktığınızı, neyi bulduğunuzu söyleyin ki bize bir fikir versin, en azından biz hastalar açısından bulunduğumuz durumu bir analiz edebilelim.” Aksi takdirde bu bir bilinmezlik noktası. Ama dediğim gibi bu 15-16 çalışma, bilimsel çalışma, oralardan belli sonuçlara gidebiliyoruz.

    - Yapanlar kimler?

    Hepsi Türkiye’den... Hacettepe Üniversitesi de yapmış, Akdeniz Üniversitesi de, Çukurova Üniversitesi de... 2010’da Ağustos ayında yayınlanmış bir çalışma var mesela. Adana’da morgdan doku örnekleri almışlar. Adana’da vefat etmiş insanların doku örneklerinin bütününde tarım ilacı kalıntısı var. Orası tarım havzası. Akdeniz Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü’nden arkadaşlarla konuşuyoruz. Diyorlar ki, “Bize en çok hasta Kumluca bölgesinden geliyor.” Çünkü Kumluca da tarım havzası. Dün de söylemiştim; iki yıl önce Akdeniz Üniversitesi Onkoloji Bölümü’ndeki arkadaşlarımız Sağlık Bakanlığı ile ortak bir toplantıda bunu dile getirdiler. “Lenfomalar ve kemik iliği kanserlerinin çoğu Kumluca’dan geliyor” dediler. Kumluca sadece Antalya’nın değil, Türkiye’nin de en önemli tarım üretim merkezi. Bir çiftçinin bizzat bana anlattığına göre, çiftçi tarım ilacını uygulamanın yöntemini de bilmiyor. Tarım ilacı poşetini açıyor, eliyle, havaya, ağaçların üzerine doğru fırlatıyor. Avucuyla, nereye, ne kadar konarsa...

    - O sırada kendisi de soluyor...

    Tabii... Ağaçtan, fideden önce kendisi alıyor tarım ilacını. Şu anda çiftçilerin arasında ciddi bir kanser sorunu var zaten. Mesela ben buğdaya atılmıyordur herhalde diyordum. Ama öğrendim ki daha buğday ekilmeden, toprak ilaçlanıyormuş, arkasından da üç-dört sefer ürün ilaçlanıyormuş... Aynı şey mısır için de, meyve bahçeleri için de yapılıyor. Bu GDO ile ilgili meseleyi tartışırken, “Bebek mamasında GDO var mıdır, yok mudur” diye dünyanın en önemli bebek maması üreticilerinden birisiyle konuştuk. Türkiye’deki en büyük üreticiler ve bu konuda hakikaten çok hassaslar. “Zamanında, Türkiye’den kaşık maması yapılmak üzere yurtdışına ürün gönderelim istedik. Bizim de Türkiye’nin ihracatına bir katkımız olsun diye... Beş ürün seçtik; armut, şeftali, üzüm, böğürtlen ve elma... Anlaşmalı üretim olarak çiftçilerle anlaştık. Şu koşullarda üreteceksiniz, tarım ilacını ancak şu koşullarda kullanacaksınız diye... Sonuçta ürünü aldık. O beş üründen sadece elmaların üçte ikisi kabul edildi, geri kalanların hepsi geri gönderildi” dediler. İnanılır gibi değil ama üzerlerindeki kalıntı miktarı izin verilenin bin kat üzerinde çıkmış.

    - Anlaşmalı üretim yapıldığı halde?

    Evet. Nakit para veriyorsunuz, ürün üretiliyor, içinizin rahat olması lazım, gönderiyorsunuz, bakıyorsunuz ki izin verilenden öyle birkaç kat fazla değil, bin kat fazla çıkıyor değerler. Dolayısıyla orada da anladık ki, Türkiye’de çok ciddi bir tarım ilacı sorunu var. Yoksa ben Türkiye’deki tarım ilaçlarının analiz sonuçlarını bilmiyorum. Bakanlık sağolsun bugüne kadar hiçbir açıklama yapmadı, yapmıyor.

    - Bakan Mehdi Eker, “Artık firma ismi de açıklıyoruz” dedi ama...

    Hayır, açıklanmıyor.

    - Anlıyamıyorum, bu konu doğrudan halkın sağlığını ilgilendiriyor. Kimler o üreticiler açıklanmalı ki biz de bilelim ve ona göre satın alalım. Üretici de böylece daha vicdanlı ve sağlıklı üretim yapmaya teşvik edilmiş olsun. Bunun mutlaka cezasının olması lazım. Yoksa isteyen istediğini yapar. Görüyoruz, yapıyorlar da zaten...

    Kesinlikle doğru. En son süt olayında gördük işte, Bakanımız dedi ki, “Sütlerin bazılarında kanser ve siroza yol açan aflatoksin ve antibiyotik kalıntısı var.” Sonuçta, o süt üreticilerinin isimlerini de biz öğrenemedik...

    - Tıpkı bugün tarım ilacını fazla kullanan üreticilerin isimlerini öğrenemediğimiz gibi...

    Evet. Sürekli aynı konuyu dile getiriyoruz, “Tarım ilaçları önemli, aman dikkat edin!” diye... Ama bir şey olmuyor... Bakın, iki tür tarım ilacı var. Bunlardan biri böcek ilacı sınıfı, haşerelere karşı, pestisitler. Öbürü de herbisitler, ot ilacı. Ana sorun ilacın doğru kullanılmaması. Ama ikinci bir sorun daha var; ot ilaçlarını gerekli gereksiz her yerde kullanmak gibi çiftçinin bir eğilimi oluşmuş. Çünkü siz bu ilacı attığınız zaman orada artık ot bitmiyor. Çiftçi portakal yetiştirecek. Portakal bahçesine ot ilacı atıyor. O ot ilacı, sistemik ilaç, yani bitkinin bünyesine geçiyor. Bitkinin bünyesine geçtiği zaman hassas olan bitkiyi öldürüyor. Bu ilaçlar çiftçiler arasında “Ot yakan ilaçlar” diye biliniyor... Otları yakıyor, portakal bu ilaçtan etkilenmese bile bünyesine alıyor. Sorun o... Üstelik ihracat için üretilen ürünlerdeki tarım ilaçları yine ehven-i şer oranda. Çünkü daha Bulgaristan sınırında denetime tabi tutuluyor TIR’lar. Denetimden geçemezlerse Türkiye’ye geri yollanıyorlar. Dolayısıyla onların kuralına uymasa da bu ürünler, burada doğrudan iç pazara verilen ürüne oranla çok daha az tarım ilacı içeriyorlar. Bizim iç pazara verilen ürünler ise bir felaket. Ben size ağır örneği söyleyeyim; geçen sene Adana’dan aradılar, bir kanser ilacına ihtiyaç varmış. Bir hormon bu. Gönderdik, birkaç ay sonra haberi geldi. Meğer bu ilacı hastada değil, ağaçlarda kullanıyorlarmış. Eritip limonlara kökten veriyorlarmış. Çünkü bu hormon olgunlaşmayı durduruyor, limonun da olgunlaşmasını durduruyormuş.

    Mine Şenocaklı / Vatan

Beslenme ve Yaşam Haberleri

Nehşehir simidi geçmişten günümüze değişmeyen lezzet

Nehşehir simidi geçmişten günümüze değişmeyen lezzet

Nevşehir simidi, Kapadokya’nın taş fırın kültüründen doğmuş yerel bir lezzettir. Anadolu’da simit geleneği çok eskiye dayansa da her şehrin simidi farklıdır. Nevşehir simidi de bölgenin coğrafyası ve

Alman ızgara köfte ile Türk ızgara köfte farkı nedir?

Alman ızgara köfte ile Türk ızgara köfte farkı nedir?

Alman ızgara köftesi (özellikle Frikadelle tarzı) Türk köftesinden biraz farklıdır. Daha sade baharatlı, daha sulu ve hafif ekmekli olur. İşte püf noktaları: Et Seçimi Çok Önemli Alman köftesind

Amerika’da En Çok Tercih Edilen Marketler U.S.

Amerika’da En Çok Tercih Edilen Marketler U.S.

Amerika Birleşik Devletleri’nde market alışverişi, eyalete ve yaşam tarzına göre değişiklik gösterse de bazı büyük zincirler ülke genelinde en çok tercih edilenler arasında yer alır. Fiyat, ürün çeşit

Almanya’da Türklerin Özellikle Tercih Ettiği Türk Marketleri

Almanya’da Türklerin Özellikle Tercih Ettiği Türk Marketleri

Almanya’da yaklaşık üç milyona yakın Türkiye kökenli insan yaşamaktadır. Bu büyük topluluk, günlük alışveriş alışkanlıklarında hem Alman zincir marketlerini hem de Türk marketlerini tercih etmektedir.

Ramazan Bingöl’den Yeni Lezzet Hamlesi dikkatleri çekti

Ramazan Bingöl’den Yeni Lezzet Hamlesi dikkatleri çekti

Türkiye’nin tanınmış restoran markalarından birinin kurucusu olan Ramazan Bingöl, gastronomi alanındaki yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Geleneksel Türk mutfağını modern sunumla birleştiren kon

Hurma ile hiç bilinmeyenler şaşıracaksınız

Hurma ile hiç bilinmeyenler şaşıracaksınız

Hurma Ramazan’ın sembolü gibi görülse de aslında çok daha derin bir geçmişe ve besin değerine sahip. İşte hurma hakkında çoğu kişinin bilmediği gerçekler: 1. Şeker Var Ama Lif de Çok Yüksek Hurm

Oruçluyken Ağız Kokusunu Azaltmanın Yolları

Oruçluyken Ağız Kokusunu Azaltmanın Yolları

Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluk nedeniyle ağız kokusu birçok kişinin yaşadığı yaygın bir durumdur. Bu durum çoğu zaman hijyen eksikliğinden değil, fizyolojik süreçlerden kaynaklanır. Oruç

Almanyada en çok tercih edilen Kefir markaları

Almanyada en çok tercih edilen Kefir markaları

Almanya’da marketlerde ve süpermarket raflarında kefir tüketimi arttıkça bazı yerel ve yaygın markalar ön plana çıkıyor. Özellikle sade kefir ve yüksek proteinli ürünler bulmak mümkün: Almanya’da

Almanya da hangi Kefir tüketiliyor?

Almanya da hangi Kefir tüketiliyor?

Marketlerde kolayca bulunur Müller ve Milram gibi büyük süt markaları düzenli olarak kefir üretir. Ayrıca Rewe ve Edeka gibi zincir marketlerde her zaman bulunur. Özellikle kimler tüketiyor?

Tteokbokki Nedir?

Tteokbokki Nedir?

Tteokbokki (떡볶이), Kore mutfağına ait çok popüler bir sokak yemeğidir. Ana malzemesi pirinç keki (tteok) olan bu yemek, genellikle acı kırmızı biber sosu (gochujang) ile pişirilir. İçinde Neler Var?