Afiyetle Logo

Yemek Tarifleri, Pratik ve Kolay Tarifler

Spastisite tedavisinde cerrahi müdahale

Spastisite tedavisinde cerrahi müdahale

  1. Fizyoterapiyle birlikte başarılı sonuç veriyor

    Spastisite tedavisinde cerrahi müdahale

    Spastisite çok yaygın görülen bir hastalık. Öyle ki ülkemizde 500 bin kadar spastik çocuk olduğu tahmin ediliyor. Bu hastalığın tedavisi zor ama imkansız değil. Tek şart erken teşhis ile yeni doğan uzmanı, fizyoterapist, pediatrik nörolog ve beyin cerrahından oluşan iyi bir mültidisipliner ekip….


    İnsan vücudu beynin emri altında. Hareket etme, düşünme, konuşma gibi tüm etkinlikleri beynin farklı bölgeleri denetliyor. Beynin sol yarım küresi vücudun sağ tarafından, sağ yarım küresi ise sol tarafından sorumlu. İki yarımküre arasındaki bir madde yarımküreler arasındaki iletişimi sağlıyor. İşte tıp dilinde “serabral palsi” olarak bilinen “spastisite”, kasların kullanılmasını sağlayan ve hareketlerini kontrol eden beyin kısımlarının harabiyeti sonucu gelişiyor. Acıbadem Hastaneleri Çocuk Beyin Cerrahisi Sorumlusu Prof. Dr. Memet Özek sosyal bir sorun olarak nitelediği spastisiteyi şöyle tarif ediyor: “Spastisite beyin veya omurilik dokusunda oluşan hasara bağlı olarak kaslarda ortaya çıkan kıvam artışı, yani sertliktir. Bunun sonucunda hastanın hareket yetenekleri kısıtlanır, ağrılı spazmlar ortaya çıkar. Hastanın yaşam kalitesi, eğitimi, bakımı, meslek edinmesi zorlaşır. Serebral palside temel bulgu hareket bozukluğudur. Toplumdaki yaygın kanının aksine her spastik çocukta zeka geriliği yok. Ancak bazı vakalarda öğrenme güçlüğü, zeka geriliği, havale, görme ve işitme problemleri hastalığa eşlik ediyor. “

    Erken doğanlar daha risk altında

    Serabral palsinin birçok nedeni var. Ancak erken doğan bebekler zamanında doğanlara göre daha fazla risk altında oldukları için dikkatli izlenmeleri gerekiyor. Acıbadem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mine Çalışkan “beyindeki hasar ne kadar fazla ise, serabral palsi o oranda ciddi seyirlidir“ diyerek hastalığın nedenlerini şöyle sıralıyor: “Anne karnında geçirilen enfeksiyonlar, gebelikte ilaç ve alkol kullanımı, gebelikte yetersiz beslenme, plasentanın erken ayrılması, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, bebeğin beynine doğum sırasında yetersiz oksijen gitmemesi, anne ile bebek arasında kan uyuşmazlığı, çoğul gebelikler, bebekte ciddi sarılık, menenjit, beyin kanamaları, boğulma, kafa travması ve inme” Prof. Dr. Memet Özek doğum sırasında rastlanan sorunlar nedeniyle serabral palsinin daha sık görüldüğüne dikkati çekerek ülkemizde bu hastalığın nispeten önlenebilmesi doğum şartlarının iyileşmesi gerektiğinin altını çiziyor.

    Tanı nasıl konur?

    Çocuğun öyküsü, muayene bulguları ve başvurulan laboratuvar yöntemleri ile tanı konuyor. Doğumsak metabolik hastalıklar açısından kan ve idrar örnekleri özel tetkiklerle inceleniyor. Bu tetkiklerde iki metottan faydalanılıyor:

    Elektroensefalografi (EEG): Nöbetleri olan ya da şüphesi olan çocuklarda kullanılıyor.

    Bilgisayarlı beyin tomografisi: Farklı kesitler alınarak beynin yapısı inceleniyor.

    Tedavide fizyoterapinin önemi

    Spastisite tedavisi multidisipliner bir yaklaşım gerektiriyor. Serabral palsili bir çocuğun takibi; çocuk doktoru, çocuk nörologu, fizyoterapist, çocuk gelişim uzmanı, psikolog, konuşma terapisti gibi birçok branş tarafından ortaklaşa yürütülüyor. Tedavide ana ilke, spastisiteye bağlı deformiteler gelişmeden, hastanın katı olan kas kıvamını yumuşatmak, hastanın yaşam kalitesini yükseltmek. İşte bu noktada fizik tedavinin önemi ortaya çıkıyor. Özellikle 0 -3 yaş döneminde bir uzman kontrolünde doğru bir şekilde fizik tedavi uygulanan çocukların cerrahi tedavisinde de başarı oranı artıyor. Fizik tedavi süreci ne kadar erken başlarsa çocuğun sağlığına kavuşması o derece çabuk gerçekleşiyor. Peki nasıl bir fizyoterapi uygulaması yapılıyor?

    Acıbadem Hastanesi Kozyatağı Fizyoterapist Özcan Kalkan soruyu şöyle yanıtlıyor: “Amaç yoğun değerlendirmeler sonucu çocuğun vücudunun eksik kalan bölgesine yönelik rehabilitasyon yaptırmak. Bugün birçok merkezde farklı uygulamalar yapılıyor. Ancak bizim burada uzun süre yapılmasını istemediğimiz germe egzersizleridir. Germe egzersizleri çocuğun canını acıtıyor. Biz burada çok fazla germe egzersiz yaptırmıyoruz. Bunun yerine çocuğun spastisitesinin hangi yönde olduğunu bulup o yönde gevşeterek aktif hareketi ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Topun üzerindeki hareketler çok başarılı bir şekilde gevşemeyi sağlıyor. Elbette fizyoterapi ile spastisiteyi yok etmek mümkün değil ama rehabilitasyonla azaltmak mümkün.”

    Fizyoterapi bebeklikten itibaren uygulanabiliyor. Zaten hastaların büyük çoğunluğunu da 5 -10 aylık bebekler oluşturuyor. Fizyoterapist Kalkan, bu yaşlarda fizik tedavi uygulandığında bebeğe spastisite postürünün yerleşmesinin engellendiğini belirterek şöyle devam ediyor: “Postürün yerleşmesinin engellenmesine karşın bu çocuklarda fonksiyonda yine spastisite ortaya çıkıyor. Çocuk yürümeye kalktığında gene çapraz adım atıyor. Bu açıdan cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyuluyor. Ama spastisite azaldığı için cerrahi tedavi daha başarılı oluyor.” Spastik çocukların tedavisinde fizyoretapistin görevi sadece hastayı ameliyata hazırlamak değil. Operasyon sonrasında da fizyoterapiste büyük görevler düşüyor. Ameliyat öncesi spasitisiteyi çözmek için uğraşan fizyoterapist ameliyat sonrası spastisite ortadan kalktığı için farklı bir tedavi yoluna gidiyor. Özcan Kalkan bunu şöyle anlatıyor: “Çocuğa aktif direnç hareketleri uygulanıyor. Sadece merkezde değil evde de çalışmalar devamediyor. Ameliyattan 6 ay sonra ciddi bir ilerleme elde ediyoruz. Bu noktada ailelere de bizim kadar görev düşüyor.”

    Spastisite cerrahisi

    Ön plana çıkan iki girişim söz konusu: Baklofen pompası implantasyonu ve selektif dorzal rizotomi. Hastanın durumuna ve spastisitenin derecesine göre bu ameliyatlardan biri uygulanıyor. Prof. Özek metotlar konusunda şu bilgileri veriyor:

    * İntratekal baklofen pompası implantasyonu

    yarılanma süresi 4-5 saat

    Temel hedef baklofen denen maddenin istenen dozda kesintisiz olarak omuriliğe tatbik edilmesi. Bu amaçla geliştirilen bir pompa sistemi mevcut. Bu tedavi ülkemizde, yaygın spastisitesi olan olgularda, ya da yatağa bağımlı ancak spazm ve kas hareketleri nedeni ile hayat kalitesi düşen hastalarda diğer yöntemler yerine tercih ediliyor.

    * Selektif dorsal rizotomi

    Burada ana amaç, omurilikten çıkan arka köklerin belli oranda kesilmesi ve kasların gevşemesinin sağlanması. Ameliyatta omurilikten çıkan kökler elektriksel olarak uyarılıyor ve kasları anormal kasan lifler devre dışında bırakılıyor. Tekniğin zorluğu ve ince ayrıntılı olması nedeni ile bu ameliyatı uzmanlaşmış bir ekibin uygulaması gerekiyor. Alışmış bir ekip bile hızlı bir şekilde ameliyatı yaptığında yaklaşık 5-6 saat sürüyor. Sinir lifleri iki taraflı olarak en az üçer defa uyarılıyor. Tüm uyarılara verilen tepkilerin video kaydı alınıyor. Anormal sinyal ileten lifleri devre dışı bırakınca çocuk herhangi bir yere temas ettiğinde anormal kasılan sert kasları yumuşuyor.

    Ailelere öneriler

    Serebral palsi ile ilgili bilgilerinizi arttırın.
    Çocuğunuza zaman ayırın, sorun yokmuş gibi onunla oynayın, birlikte iyi vakit geçirmeyi sağlayın, onu ve kendinizi toplumdan soyutlamayın
    Çevrenizden yardım alın, benzer sorunu olan ailelerle görüşmeye çalışın.
    Yeni gelişmeleri izleyin. Gazete, dergi, TV ya da çevrenizden çocuğunuz için farklı ya da yeni tedavi yöntemleri duyabileceğinizi unutmayın.
    Şartlar ne olursa olsun umutsuzluğa kapılmayın.

    Ne zaman şüphelenmeli?

    Serabral palsi ne kadar erken tespit edilirse tedavinin başarı şansı o derece yükseliyor. O sebeple özellikle risk altındaki çocukların dikkatlice muayene edilmesi ve sürekli gözlem altında tutulması gerekiyor. Prof. Dr. Çalışkan serabral palsiyi düşündüren bulguları şöyle sıralıyor:


    · Yaşıtlarına göre oturma, emekleme ya da yürümenin gecikmesi

    · Kasların çok sert ya da çok gevşek olması

    · Yaşıtlarına göre hareket yeteneğinin az olması

    · Kaslarda güçsüzlük ve kas kontrolünün yeterli olmaması

    · Bulunmaması gereken reflekslerin varlığı

    · Denge sağlamada güçlük

    · Sürekli parmak ucunda yürüme

    · Emme ve yutma problemleri

    · Şaşılık


    Alper Yasin Yılmaz yeni bir başlangıç yaptı


    Bir TV programı umut ışığı oldu

    Beş yaşında çok şirin bir çocuk Alper. Daha düne kadar sadece anne ve babasının desteği ile yaşamını sürdürebilirken son bir sene içinde geçirdiği ameliyat ve fizyoterapi seansları ailesi ve onun için yepyeni bir başlangıç anlamını taşıyor.

    Alper Yasin gerçek bir Trabzonspor taraftarı. Hayranı olduğu “Gökdeniz” gibi koşup gol atması için önünde hâlâ uzun bir süreç var. Ancak son bir yıl içinde yaşadığı gelişmeler hem onun hem de ailesi için umut verici. Şimdi Alper gol atıp “oley” diyeceği günleri iple çekiyor. Ama daha düne kadar onun böyle bir hayal kurması imkansızdı. Alper ve ailesi gerçekten çok ama çok zor günler geçirmiş. Alper’in şanssızlığı daha doğumla birlikte başlıyor. Annesi Güler Yılmaz’ın gebeliğinin 8. ayında aniden tansiyonun yükselmesi olayların başlangıcını hazırlıyor. Aile o dönem Bursa’nın bir ilçesinde oturuyor. Derhal sağlık ocağına götürülse de müdahale için tam teşekküllü bir hastaneye gitmesi gerektiğinden yolda biraz daha vakit geçmesine neden oluyor. Bu süreçte Alper dışkısını yuttuğu için yeni komplikasyonlar oluşuyor. Sonuçta belirli zaman sonra Alper doğuyor ama yaşamının ilk 3 haftasını kuvözde geçiriyor.

    Yılmaz ailesinin asıl mücadelesi ise o günden sonra başlıyor. Güler Yılmaz yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Doğumdan sonraki 8 ay Alper’in durumu sürekli doktor kontrolü altında olmasına rağmen anlaşılamadı. Biz 8 ay boyunca Alper’in spastik olduğunu bilemedik. Bu da bize zaman kaybettirdi. Bir gün tesadüf eseri bir akrabamızın oğlumun sağ kolunu rahat oynatamadığını fark etmesiyle durum anlaşıldı. Başka bir doktor tarafından spastisite teşhisi kondu.” O günlerde konulan teşhis Alper’in fizyoterapi ile iyileşebileceğini yönünde olmuş. Çok uzun bir süre, yolun çok uzak olmasına aldırmadan Yılmaz ailesi haftada 3 gün fizyoterapi merkezine gitmiş. Baba Alaattin Yılmaz “O kadar uzun kilometre yol yapmak bizim için önemli değildi. Önemli olan oğlumuzun sağlığına kavuşmasıydı” diyerek şöyle devam ediyor: “Ancak onca çabaya rağmen Alper’de hiçbir gelişme yoktu. Bu durum moralimizi bozuyordu. Üstelik de vakit kaybediyorduk”.

    TV programı ile gelen umut

    Anne Yılmaz spastik çocukların tedavisinde geç kalınmaması gerektiğini bildikleri için çok endişe ettiklerini belirtiyor. Aile yapabileceği her şeyi yapmasına karşın Alper’in durumunda düzelme olmaması o süreçte umutlarını çok kırmış. Bir de 3 yaşındayken Alper havale geçirince büyük umutsuzluğa kapılmışlar. “Artık tam oğlum yürüyemeyecek” diye düşünürken bir televizyon programında kardeşim ve ben Prof. Dr. Memet Özek’i gördük. İşte o günden sonra yaşamımız değişti. Memet Bey’e muayene olana kadar hiçbir umut taşımazken onun söyledikleri bizi heyecanlandırdı.”

    Prof. Özek Alper’e rizotomi ameliyatı yapılabileceğini belirtiyor ve Yılmaz ailesinin fizyoterapi macerası başlıyor. O güne kadar ailesinin desteği olmadan oturmayı başaramayan Alper’e, Özcan Kalkan çok yoğun bir fizyoterapi uygulamaya başlıyor. Güler Yılmaz “Ben çok geç kaldığımı düşünüyordum. Ancak Özcan Bey’in büyük desteği ile Alper’de belki de ilk kez değişiklikler olmaya başladığını fark ettim. Bu da bizim için heyecan verici idi.”

    Ameliyat günleri

    Fizyoterapi ile belirli bir ilerleme kaydedilince Alper’in ameliyat vakti de gelmiş. Bu noktada şans Alper’in yüzüne gülmüş. Bunca zamandır varını yoğunu oğulları için harcayan anne ve babaya ameliyat masrafları konusunda Acil İhtiyaç Projesi Vakfı sahip çıkmış. Onların katkı ve desteğiyle Alper 4 ay önce rizotomi ameliyatı olmuş. Şimdi ameliyat sonrası onu daha zor bir süreç bekliyor. Ancak kendisi “Özcan Abisinin” sayesinde yürüyebileceğine yürekten inanıyor.

    Diyor ki

    Prof. Dr. Memet Özek

    Serebral palside temel bulgu hareket bozukluğu. Toplumdaki yaygın kanın aksine her spastik çocukta zeka geriliği yok. Ancak bazı vakalarda öğrenme güçlüğü, zeka geriliği, havale, görme ve işitme problemleri hastalığa eşlik ediyor.

    CV

    1981’de İstanbul Tıp Fakültesini bitiren Prof. Dr. Memet Özek, beyin cerrahisi ihtisasını Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Ana Bilim Dalı’nda yaptı.

    Pediatrik Nöroşirürji eğitimini 1990-1991 yılları arasında New York Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde Pediatrik Beyin Cerrahisi bölümünde yaptı. Halen Marmara Üniversitesi Pediatrik Beyin Cerrahisi Ana Bilim Dalı’nın başkanı ve Acıbadem Hastaneleri Çocuk beyin cerrahisi sorumlusu.

    Prof. Dr. Mine Çalışkan

    Anne karnında geçirilen enfeksiyonlar, gebelikte ilaç ve alkol kullanımı, gebelikte yetersiz beslenme, plasentanın erken ayrılması, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, bebeğin beynine doğum sırasında yetersiz oksijen gitmemesi, anne ile bebek arasında kan uyuşmazlığı, çoğul gebelikler, bebekte ciddi sarılık, menenjit, beyin kanamaları, boğulma, kafa travması ve inme serabral palsinin başlıca nedenleridir.”

    CV

    İstanbul Tıp Fakültesi mezunu. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk sağlığı ve Hastalıkları ABD, Çocuk Nörolojisi bölümünde ve Acıbadem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapıyor.

    Fizyoterapist Özcan Kalkan

    Amaç yoğun değerlendirmeler sonucu çocuğun vücudunun eksik kalan bölgesine yönelik rehabilitasyon yaptırmak. Bugün birçok merkezde farklı uygulamalar yapılıyor. Ancak bizim burada uzun süre yapılmasını istemediğimiz germe egzersizleridir. Biz germe egzersizinin yerine çocuğun spastisitesinin hangi yönde olduğunu bulup o yönde gevşeterek aktif hareketi ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. “

    CV

    1991 Çapa Tıp Fakültesi Fiizk tedavi ve Rehabilitasyon mezunu. 200 yılından beri M.Ü. Nörolojik Bilimler Enstitüsü’nde serabral palsili çocuklar rehabilitasyonundan sorumlu olarak çalışıyor. Acıbadem Hastanesi Kozyatağı’nda görev alıyor.






Beslenme ve Yaşam Haberleri

Nehşehir simidi geçmişten günümüze değişmeyen lezzet

Nehşehir simidi geçmişten günümüze değişmeyen lezzet

Nevşehir simidi, Kapadokya’nın taş fırın kültüründen doğmuş yerel bir lezzettir. Anadolu’da simit geleneği çok eskiye dayansa da her şehrin simidi farklıdır. Nevşehir simidi de bölgenin coğrafyası ve

Alman ızgara köfte ile Türk ızgara köfte farkı nedir?

Alman ızgara köfte ile Türk ızgara köfte farkı nedir?

Alman ızgara köftesi (özellikle Frikadelle tarzı) Türk köftesinden biraz farklıdır. Daha sade baharatlı, daha sulu ve hafif ekmekli olur. İşte püf noktaları: Et Seçimi Çok Önemli Alman köftesind

Amerika’da En Çok Tercih Edilen Marketler U.S.

Amerika’da En Çok Tercih Edilen Marketler U.S.

Amerika Birleşik Devletleri’nde market alışverişi, eyalete ve yaşam tarzına göre değişiklik gösterse de bazı büyük zincirler ülke genelinde en çok tercih edilenler arasında yer alır. Fiyat, ürün çeşit

Almanya’da Türklerin Özellikle Tercih Ettiği Türk Marketleri

Almanya’da Türklerin Özellikle Tercih Ettiği Türk Marketleri

Almanya’da yaklaşık üç milyona yakın Türkiye kökenli insan yaşamaktadır. Bu büyük topluluk, günlük alışveriş alışkanlıklarında hem Alman zincir marketlerini hem de Türk marketlerini tercih etmektedir.

Ramazan Bingöl’den Yeni Lezzet Hamlesi dikkatleri çekti

Ramazan Bingöl’den Yeni Lezzet Hamlesi dikkatleri çekti

Türkiye’nin tanınmış restoran markalarından birinin kurucusu olan Ramazan Bingöl, gastronomi alanındaki yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Geleneksel Türk mutfağını modern sunumla birleştiren kon

Hurma ile hiç bilinmeyenler şaşıracaksınız

Hurma ile hiç bilinmeyenler şaşıracaksınız

Hurma Ramazan’ın sembolü gibi görülse de aslında çok daha derin bir geçmişe ve besin değerine sahip. İşte hurma hakkında çoğu kişinin bilmediği gerçekler: 1. Şeker Var Ama Lif de Çok Yüksek Hurm

Oruçluyken Ağız Kokusunu Azaltmanın Yolları

Oruçluyken Ağız Kokusunu Azaltmanın Yolları

Ramazan ayında uzun süreli açlık ve susuzluk nedeniyle ağız kokusu birçok kişinin yaşadığı yaygın bir durumdur. Bu durum çoğu zaman hijyen eksikliğinden değil, fizyolojik süreçlerden kaynaklanır. Oruç

Almanyada en çok tercih edilen Kefir markaları

Almanyada en çok tercih edilen Kefir markaları

Almanya’da marketlerde ve süpermarket raflarında kefir tüketimi arttıkça bazı yerel ve yaygın markalar ön plana çıkıyor. Özellikle sade kefir ve yüksek proteinli ürünler bulmak mümkün: Almanya’da

Almanya da hangi Kefir tüketiliyor?

Almanya da hangi Kefir tüketiliyor?

Marketlerde kolayca bulunur Müller ve Milram gibi büyük süt markaları düzenli olarak kefir üretir. Ayrıca Rewe ve Edeka gibi zincir marketlerde her zaman bulunur. Özellikle kimler tüketiyor?

Tteokbokki Nedir?

Tteokbokki Nedir?

Tteokbokki (떡볶이), Kore mutfağına ait çok popüler bir sokak yemeğidir. Ana malzemesi pirinç keki (tteok) olan bu yemek, genellikle acı kırmızı biber sosu (gochujang) ile pişirilir. İçinde Neler Var?